Giresun Haberleri

İstanbul Sözleşmesine Bir Avukat ve Sosyolog Bakışı

Sosyolog-Avukat İlhami Sayan, kaleme aldığı bir yazıyla İstanbul Sözleşmesinin maddelerinin getirdiği yıkım ve felaketlere dikkat çekti.

0 13

Aynı zamanda Türkiye Aile Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi de olan İlhami Sayan, “İstanbul Sözleşmesine Bir Avukat ve Sosyolog Bakışı” başlıklı bir yazı kaleme aldı

Son yıllarda İstanbul Sözleşmesinin her kesimden insan tarafından gittikçe artan dozda tartışıldığını belirten Sayan, Radikal Feministler olarak nitelendirilebilecek küçük bir grup haricinde tartışmaya katılanların ekseriyetle sözleşme aleyhine düşünmekte ve olumsuz kanaat belirtmekte olduğunu ifade etti. Sayan, hatta son günlerde sözleşmeyi milletvekili olarak bizzat onaylayan kişiler dahi mazeret beyanıyla beraber pişmanlıklarını dile getirdiğini ifade etti.

Sayan, “Ancak belirtmek gerekir ki sözleşme; tartışmaya katılanların ekseriyeti tarafından içerik olarak tam olarak bilinmemekte olup sözleşmeye karşıtlık, sözleşme neticesinde getirilen yasal düzenlemeler ve onun uygulama ve yansımaları üzerinden yapılmaktadır.” dedi.

“Sözleşme, hükümetin tasarrufu olmanın ötesinde bir anlam taşıdığını ve bir tercihten çok bir dış dayatma olduğunu göstermektedir”

Sayan, “Kendisi aynı zamanda Bilim ve Sanat Vakfındaki Uluslararası İlişkiler dersinden benim hocam olan Ahmet Davutoğlu ve feminist kadrolar tarafından İstanbul Sözleşmesi olarak tanıtılan sözleşmenin asıl adı; ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. Ancak sözleşmenin İslam ülkelerine rahatlıkla pazarlanması ve Türkiye içinde de muhalefetsiz/tepkisiz uygulanması için adı ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak lanse edilmiştir. Sözleşme 11 Mayıs 2011 tarihinde Türkiye Devleti adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından imzalanmış ve meclis tarafından firesiz olarak onaylandıktan sonra 1 Ağustos 2014 te yürürlüğe girmiştir. Hükümetin her faaliyetine mutlaka bir şekilde muhalefet eden ve esasen politikanın kuralları gereği öyle de olması gereken muhalefet partilerinin dahi tek bir fire vermeden sözleşmeye onay vermesi ve sözleşmenin maddelerinin okunmadan ve tartışılmadan 26 dakika gibi bir sürede kanunlaşıp onaylanması bunun hükümetin tasarrufu olmanın ötesinde bir anlam taşıdığını ve bir tercihten çok bir dış dayatma olduğunu göstermektedir. Sözleşme maddelerinin sözleşmeden önce ve sonra halk, akademisyen, hukukçu ve sosyologlar nezdinde tartışmaya açılmaması, yapım sürecinin sadece Avrupa tarafından desteklenen ‘kelimenin tam anlamı kullanılacak olursa beslenen-‘ bir kısım STK ile istişare edilmesi dahi sözleşmenin bir dayatma olduğunu ve pek de hayrımıza olmadığını gösteren delil ve emarelerdir. Fakat sözleşmenin halkın yarısının desteğini almış bulunan muhafazakâr bir hükümet tarafından imza edilmesi, o dönem henüz dış bağlantıları ve gerçek niyetleri ortaya çıkmamış bulunan Cemaatçi (Fetöcü) basın ve bürokratlar ile o çevreden olan STK ve kanaat önderleri tarafından desteklenmesi ve cilalanarak kamuoyuna sunulması nedeniyle halk tarafından gerçek tehlikesi fark edilmemiştir. Zira sözleşmeden ve onayından önce binlerce kadına yönelik şiddet haberleri yapılarak adeta Mesut Yılmaz döneminde Ruslar ile yapılan ve öncesinde halkın enerji kesintileri ve donma ile korkutulduğu döneme benzer psikolojik bir harekâtla halk adeta narkozlanmıştır” İfadelerine dikkat çekti.

Sayan, sözleşmenin kronolojisine göre amaç ve yükümlülükleri sıralayarak şu değerlendirmelerde bulundu: Sözleşme, amacını onlarca uluslararası sözleşme ve amaca bağlayarak bu amaçların uygulanması için bir İZLEME MEKANİZMASININ kurulmasını öngörmektedir.

Devamı için http://nabizapp.com/jump.php?id=24647474

0 0 Oy
Değerlendirme
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım

0
Düşüncelerinizi lütfen yorum yaparak paylaşın!x
()
x