Giresun Haberleri

Mangaltepe Savaşı İle İlgili Hatıram…

0 15

Giresun Üniversitesi Öğretim Görevlisi İsmail Bayram, Mangaltepe ile ilgili bir hatırasını anlatarak şehadetinin yıldönümünde Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan’ın aziz hatırasını bugünlere aktardı.

1992 yılı yazında Polatlı’da, Sakarya Savaşı’nın yapıldığı gerçek mekânlarda, TRT, “Kurtuluş” dizisinin çekimlerine başlamıştı…

O sırada, Ankara’nın Çubuk ilçesinde yedek subay olarak askerlik vazifemi yapıyordum…

Tugay Komutanlığı beni, dizi filmin çekimleri için, figüran olarak oynamak üzere, 80 askerimle birlikte Polatlı’ya gönderdi…

Yanımdaki askerlerin ihtiyaçlarını Kızılay’ın karşılayacağını, prodüksiyonun her sorunla ilgileneceğini söylediler… Uyku tulumlarını ve kamp çadırını yanlarında getiren askerlerime Polatlı’da gösterilen mekânda çadır kurdurttum… Kızılay bölgeye henüz gelmemişti…İndiğimiz günün akşamında Kızılay gelmeyince, askerlere sırt çantalarında bulunan konserveleri yemelerini söyledim…

Bulunduğumuz alanda bizden başka yaklaşık 2000 asker daha vardı… Belli ki hepsi savaş sahnelerinde figüran olarak görev yapacaktı…

İlk öğünü ağlaya sızlaya konserveleri ile yiyen asker, kurdukları çadırın içinde o gece uyuyamadılar… Börtü böcekten rahatsız oldular… Tabi beni de uyutmadılar… Dertleri, sıkıntıları bitmek bilmedi…

Sabah olunca kahvaltılık olarak yine konservelerini yemeleri söyledim ama bu askerin hoşuna gitmedi… Neredeyse isyan bayrağını açacaklardı… Saat 11.00’e doğru Kızılay kamyonları geldi Allah’tan… Hemen mutfakları, büyük konaklama çadırlarını, tuvalet ve banyoları kurdular. Saat 12.30 gibi askerlere sıcak yemek verdiler… Ben de bir oh çektim. Film sahneleri gerçeğe en uygun şekilde çekiliyordu… Günler bile aynı güne denk getiriliyordu…

28 Ağustos günü yapılan çekimler daha bir hassastı ve zordu. Mangaltepe’deki taarruz için ikindi vaktine kadar provalar yapıldı… Öğle yemeği olarak hazır kumanda ile idare ediyorduk… Bölgede içecek su, çeşme falan yoktu… Yakın köylerden traktör üzerinde bidonlarla su taşınıyordu… Tabi binlerce askere bidonla dağıtılan su pek yetmiyordu… O nedenle su dağıtımında izdiham yaşıyorduk…

Yönetmen Ziya Öztan, provalardan sonra, benim gibi takım komutanı olan asteğmen ve teğmenleri yanına çağırdı… Sahnenin filmin en önemli savaş sahnesi olduğunu, günlerce hazırlık yapıldığını, patlayıcı malzemelerin yetersiz olduğunu, sahne tekrarı yapma şanslarının olmadığını söyleyerek askerlerimizin çekim esnasında hata yapmamaları istedi… Yapmamız gerekenleri tek tek anlattı…

O güne kadar; yedi defa el değiştiren Mangaltepe savaşlarında hangi birliğin savaştığını, komutanının kim olduğunu bilmiyordum…

Sahne şöyle: Yunan topçu mevzileri siperlere yerleşmiş. Türk birliği karşı tepeden başlayarak koşa koşa taarruz edecek… Mermi kalmamış… Süngü ve bıçak kullanılması emredilmiş… Topa ve makineli tüfeklere karşı çoğu askerimizin elinde süngü ve bıçak…

Yönetmenin anonsu ile “iki buçuk dakika” sürecek çekim başladı… Ama tam o anda başıma korkunç bir şey geldi; taarruz sahnesini çeken askerler, sete yaklaşan traktörün üzerindeki su bidonlarının parladığını görünce siperlere değil, traktöre doğru koşmaya başladı!

Bunun büyük bir felaket olacağını fark ederek, belimdeki “Kırıkkale tabancamı” çıkarıp, bir iki el havaya ateş ettim… Traktöre koşan askerlere dönüp, “suya gideni gerçekten vururum; herkes yukarıya siperlere koşacak” dedim…

Gerçekten ateş edeceğimi düşündüler herhalde… Vazgeçip zorla sahneyi tamamladılar! Ben de büyük bir korku atlatmış oldum…

Mangaltepe sahnesinin çekildiği o günün akşamında set görevlileriyle sohbet ederken, başımdan geçeni anlattım:

– Bugünün gerçek askeri bunlar, savaşın filmini bile çekmekte zorlanıyorlar dedim…

Ekipten biri nerelisin diye sordu, Giresunluyum deyince etrafına dönüp, “aa tesadüfe bak” deyince şaşırdım… Niye öyle söylediniz dedim adama…

“Nasıl yani bilmiyor musun, Mangaltepe’yi” dedi bana… Hayır, bilmiyorum dedim. Kardeşim sizin atalarınızdı Mangaltepe’dekiler. Ölerek savaş kazandılar. Büyük Taarruzun kilit noktasıydı Mangaltepe diye cevap verdi…

Hüseyin Avni Alpaslan’ı bilmiyor musun, öğretmezler mi Giresun’da bunları diye sordu bana…

Nasıl utandığımı anlatamam…

İlk fırsatta öğrendim Mangaltepe’de olanları… Süngü ve bıçakla topa-tüfeğe karşı kazanılan zaferi…

Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan komutasındaki, kendisinin ve neredeyse tamamının şehit olduğu 42. Giresun Gönüllü Alayının Mangaltepe zaferini…

Ruhları şad, mekânları cennet olsun…

Bu toprakları nasıl yurt edindiğimizi… Bedelinin kimin tarafından nasıl ödendiğini…

Bayrağa rengini veren, vatan toprağını karış karış sulayan şehit kanlarını her vatan evladının bilmesi farzdır… Bilmemesi büyük bir vebaldir vesselam…

0 0 Oy
Değerlendirme
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz. Anladım

0
Düşüncelerinizi lütfen yorum yaparak paylaşın!x
()
x